22 Şubat 2011 Salı

Karalamaca

Sevgilim gitti. O başka bir hayata başlarken bende aldığım yeni kararları uygulamaya koydum.

İlk aldığım karar spora başlamak oldu ve kendimi tebrik ediyorum, üç haftadır bunu yerine getiriyorum. Bol bol acıyan, daha fazla spor yapmamam için yalvaran kaslarım var ama arada kendimi pek yormadan da olsa, sporuma devam ediyorum.

Bu kararı almam benim için çok zor olmadı. Aynaya ne zaman baksam topu topu 45 kilo olmama rağmen portakal kabuğu gibi görünen bacaklarım artık iyice bir sapıtmış haldeydi. Bazı çukurlar öyle bir büyük ki limon koysam düşmeden bütün gün durabilir. Kola ve kahve hayatım boyunca tüketmediğim içecekler olmasına rağmen nasıl bu kadar garip bir hal alabiliyorum bilmiyorum. İkinci sıkıntım ise artık bir kat çıksam bile kalp krizi geçirecek gibi olmam. Bildiğin okulda iki adım yürüdüğümde soluklanmak için durmam gerekiyor.

Diğer kararım ise sigarayı bırakmak oldu. Bunda spor kadar başarılı olamadım ama büyük ölçüde azalttım. Dört beş gün içmeyip sonra birden yarım paket içtiğim günler oluyor ama kendimi yine toparlıyorum.Garip reflekslerim oluşmuş, mesela her ders arası sigara içmek zorundaymışım gibi hissediyorum. İlerleyen haftalarda bu konuda da ne kadar başarılı olduğumu göreceğim.

Sabah erken kalkmakta bu dönem ders programımın bana dayattığı diğer bir değişiklik. Düzenimi değiştirmek pek kolay olmuyor. Bünyem sabah dörtte-beşte yatıp öğlen birde uyanmaya alışmış. Ama şimdilik bu da pek kötü gitmiyor, daha enerjik oluyorum, normal saatlerde uyanık olan insanlarla daha çok vakit geçirebiliyorum.

Kitap okumaya yeniden başladım ve sanırım en çok mutlu olduğum şey bu. İç sıkıntım biraz çekilir gibi oldu, en çok sevdiğim şeylere karşı tahammülsüzlüğüm geçti böylece. Üç haftada üç kitap bitirerek son iki ayda biriken başucu kitaplarımı azaltabildim.

Üç haftada dört kere sinemaya gittim, geçen dönem gittiğim sinemanın sayısına eşit olan sayı bu. Ayda bir tiyatroya gitmeyi de oturtabilirsem değmeyin keyfime, geçen dört ayda aldığım tek tiyatro biletini de o anki saçma ruh buhranları arasında yakmıştım.

Belki biz bazı şeyleri kendimize yapıyoruz. Kötü olduğumuz dönemlerde daha da kötü olmak için kendimizi zorluyoruz. Hayatımdan bir dönem geçip gitti, kitaplarımı okuyamadım, filmleri izleyemedim, vücudumu cezalandırdım, kendimden nefret ettim, arkadaşlarımla olmadım, kahkalarımı bıraktım bir yerlerde.

Neden zevk aldığımız şeyleri yapmaktan vazgeçiyoruz, bilmiyorum. Ama huzurluyum, uzun zaman sonra huzurluyum. İki sene evvel bir aşk nasıl içime büyük bir huzursuzluk bıraktıysa, onu bir şekilde attım içimden, çünkü huzursuzluk getiren hiçbir aşk onu çıkartıp yerine huzuru bırakmıyor. Ne yapıyorsan kendine, kendi kendine yapıyorsun. İçinden bazı şeyleri alan, seni kötü yapan şeyler düzeltmiyor seni... Bunu beklemek saçmaydı.

Umarım kendimle barışık olduğum, arkadaşlarımla vakit geçirmekten deli gibi haz aldığım, kitaplarımla, filmlerimle ve en önemlisi huzurlu mutluluğumla bu dönem geçip gitmez, hep kalır...

4 Şubat 2011 Cuma

Blue Valentine

Sanırım bir buçuk yıl önceydi. Saçma salak kız triplerinde olduğum bir geceydi. Ona sordum. Bana aşık mısın dedim. O hayır dedi. Ağladım. Çok ağladım. Çok sonra fark etti ağladığımı. Fark edince ben daha çok ağlamaya başladım. Sonra o özür dilemeye başladı. Ne için özür dilediğinin farkında bile değildi. Ama seni seviyorum, benim için çok değerlisin, bu yeterli değil mi dedi. Hayır dedim.

O geceyi anlatmak isterdim. Çünkü konuşmalar kadar bu konuşmalar geçerken ne yaptığın da önemlidir. Sevişirken ağlamak ve bunu çok sonra anlaması gibi.

Bugün ise karşımdaki insan bana en büyük yalanı söyledi. Seni görmeden gitmek istemiyorum gibi. Böyle düşünen bir insan diğer kişiye ne zaman gideceğini merak eden insandır, onu arayan, soran. Yarın sabah ben gideceğimi, kendisine dikkat etmesini söylediğimde, aaa ben de seni görmeden gidemem diyecek biri değil. Ne gün gideceğimi bildiği halde saatini bile merak etmeyen bir insan değil.





Birini seni sevmesi, aşık olması için zorlayabilir misin?

Zorlayabilirsin ve her gece beceremediğini bilerek uyuyabilirsin.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Paranoya

Göğüsle eski sevgilimin ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Ve ilk böyle bir şey düşündüğümde sinirlendim ama sonra farkettim. Ben bir şey hissetmiyorum bile. Ne yaparlarsa yapsınlar, kim kimle olmak istiyorsa olsun. Beni ilgilendirmez, umurumda olmaz. İnsanlara değer vermeyi bıraktım çünkü.

------------------------------

Alper beni aldattı, bir küpe arkası mıydı sadece bütün olay bilmiyorum. Ama beynimde konuşmamızı yüz kere falan çevirdim ve beni rahatsız eden kısımları var.

-----------------------------

Bir şeylerden çok sıkıldım. İkiyüzlülükten, dedikodulardan... Sussa, yalan söylemeyi bıraksa... Bazen düşünüyorum, ben sustukça anlayacak diyorum, kimsenin anladığı yok. Bazen sessiz sakin olmamı sevmiyorum. Çirkeflerin iş yaptığı bir dünyadayız.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Küpe Arkası

Şimdi düşünün bir küpe arkası var. Bir yatakta. Bir erkeğin yatağında.

Bir kız var. Sevgilisini görmek için sabahın köründe kalkıp uzaklara giden.

Bir ev var, deniz kenarında.

Bu evde, bir kız yere düşen bir şeyin sesiyle irkiliyor. Bakıyor bir tane küpe arkası.

Kız küpe takmayı sevmez, hiç takmaz hatta kulağında delikleri bile kapanmış.

Hiçbir şey yapmıyor,sadece gülüyor kız bunun üstüne...

Erkek saatlerce yeminler eder, kız saatlerce tamam der, erkek aklında böyle saçma bir şeyin kalmasını istemiyorum der.

Kız inanır mı, sanırım hayır. Sadece gitmeden evvel son görüşmemiz der, hep yalan söylerken olduğu gibi sinirlenip haklı çıkmaya çalışmadığını görür, belki annesinin ya da ablasınındır söylediği gibi diye düşünür.

Bilmiyorum senelerdir bir yalancıyla mı birlikteyim. Kafamı kurcalaması mı gerekir? Paltomu alıp ilk otobüse binip gitmemekle büyük bir hata mı ettim? Ben bir salak mıyım? Belki sadece saçma bir yanlış anlaşılma.

Keşke biri olsa, gidip sorsan sana gerçeği söylese. Böylece nasıl bir yalanda yaşıyoruz anlasak.

Bir küpe arkası, miniminnacık bir şey, belki bir kızındı, beni tanımayan bir kız, benim tanımadığım bir kız.

Şimdi nerededir? Kaybettiği küpe arkasını arıyor mudur?




23 Ocak 2011 Pazar

Mola!

Her şeye mola verdim, yazmaya, ağlamaya, ders çalışmaya, arkadaşlarımla ilgilenmeye, sevgilim için üzülmeye, mutlu olmaya. Bu arada doğum günüm geçti, yılbaşı geçti, annemin doğum günü geçti, koca bir dönemim geçti gitti.

Kollarımı sonuna kadar açarak başarısızlığımı kucakladım, bağrıma bastım. İki tane dersten kalarak, sandığım gibi zeki olmadığımı gördüm. Yıllardır benim için söylenen tembel ama zeki de koca bir yalanmış ya da yeteri kadar tembel değilmişim bilemiyorum.

Alper bu hafta başka bir ülkeye doğru depar atacak ve ben çılgın hayatıma kaldığım yerden devam edebilirim, derin kederlerimle yatakta kıvrılabilir, çılgınca onu özleyebilir, kimseyle konuşmayabilir, derslere gitmeyebilir ve hayatın onsuz ne kadar anlamsız olduğuyla ilgili bütün dünyayı hemfikir yapmaya çalışabilir, kampanyalar yürütebilirim.

Sonra kocaman F'ler üstüme üstüme gelir, telefonlarım hiç çalmaz ve koca bir ampul çakar, böylece anlayabilirim. Gerizekalıyım ve tedaviye ihtiyacım var. Yapacak o kadar çok şeyim, sürüyle ailem kadar sevdiğim arkadaşlarım, boktan ama bir şekilde giden bir ilişkim varken artık iki kişilik koca yatağımdan çıkmam gerek sanırım.


10 Aralık 2010 Cuma

POF!! Bu haftasonu Alper'in yanına gidecektim ve yalan oldu! Bu çarşamba da onun doğum günüydü ve ayrı geçireceğiz. Geçen sene gibi saat 12 de kapısına dayanıp sana pasta aldım diyemeyeceğim. Kapıyı açtığımda elimde mumlarla beraber kapının önünde dikilemeyeceğim, iyi ki doğdun aşkım deyip mumları üfletemeyeceğim. Benim sevgilim hiç pasta kesmez doğum günüde ya da kesmemişler bilemiyorum ama bence doğum günü pasta üflemek demektir, saçma bir dilek tutmaktır, hediyeler açmak, hediye paketleri üstündeki güzel dilekleri okumaktır.

Birinden uzak olmak zor, özel günler geçip gidiyor kaçırdığın diğer sıradan günler gibi.

Biliyorsun, kaçırdığın günler geri de gelmeyecek. İçinden bir şarkı tutturuyorsun, bir masal, bir avuntu, bir ninni.




"Kaçırdıklarının yerine gelecekte daha güzel günler olacak."



Belki?


1 Aralık 2010 Çarşamba

Sözler





A: Bak bu akşam erken yat olur mu? Her gece sabaha kadar oturuyorsun. Hem erken yatarsan sabahta erken kalkarsın,uykun düzene girer. Bak bu gece erken yat tamam mı?



Söylenen küçük sözler. Ama birini düşündüğünü belli eden, deşilmeye açık kelimeler. Farkında olmadan dökülür dudaklardan, karşındaki kişinin taa yüreğine en güzel duygularla.